- Phantom Hummingbird, abalon yani deniz kulağı sedefi kakma işçiliğine sahip ilk Rolls-Royce modeli olarak öne çıkıyor.
- Zanaatkarlar, son tasarımı bir araya getirmeden önce bu üretim sürecini geliştirmek için dokuz ay harcadı.
- Özel üretim Phantom Extended, araç sahibinin eşine ithafen kişiye özel olarak hazırlandı.
Rolls-Royce, bir sinek kuşunun bir otomobil üreticisine sabır konusunda çok şey öğretebileceğini belirtiyor. Bir müşterinin eşine ithafen özel olarak sipariş ettiği Phantom Hummingbird modelinin arkasındaki temel fikir de tam olarak bu yaklaşıma dayanıyor. Otomobil, dünyada sedef kakma işçiliğiyle üretilen ilk Rolls-Royce olma özelliğini taşıyor.
Deniz kulağı sedefi, geleneksel ahşap kaplamalar veya standart sedef malzemeler gibi tepki vermiyor. Oldukça kırılgan olan ve açıya göre renk değiştiren bu malzeme üzerinde çalışan Rolls-Royce zanaatkarları, son kompozisyonu 45 saatte tamamlamadan önce sedefin nasıl kesilip yerleştirileceğini çözmek için dokuz aydan fazla zaman harcadı.
Bu özel proje, markanın en kişisel ve butik siparişlerini yöneten Dubai'deki özel operasyon merkezi aracılığıyla hayata geçirildi. Otomobilin konsepti de tamamen bu kişiselleştirme odağını yansıtıyor ve tek bir kişinin hatırası etrafında şekillenen bir üretim sürecini ortaya koyuyor.
Kabin içerisinde bu derece karmaşık doğal malzemelerin kullanılabilmesi ciddi bir zaman ve ustalık gerektiriyor. Deniz kulağı sedefi, iki kabuğun hiçbir zaman tamamen aynı parıltıyı vermemesi sayesinde bu fikri bir adım öteye taşıyor.
Standart Phantom Extended gövde mimarisi üzerine yükselen otomobil; 5.98 metreyi aşan uzunluğa ve 3.77 metrelik bir aks mesafesine sahip. Standart bir Phantom Extended modelinin başlangıç fiyatı, bu seviyedeki kişiselleştirme seçenekleri eklenmeden önce dahi oldukça yüksek seviyelerde bulunuyor.
Piknik masaları ve arka bölümdeki detaylar üzerindeki her bir sinek kuşu motifi, kuşun kanatlarının içerideki oturma açısına göre ışığı farklı yakalamasını sağlayacak şekilde monte edilmiş 53 ayrı sedef parçasından oluşuyor. Tamamlayıcı botanik motifi ise sinek kuşunun yöneldiği çiçekleri oluşturmak için 84 parça kullanılarak tasarlandı.
Rolls-Royce, sinek kuşu temasını bilinçli olarak seçtiğini belirterek kuşu "nefretin ve zorlukların ötesinde neşenin, dayanıklılığın ve her anın güzelliğini bulabilme yeteneğinin bir simgesi" olarak tanımlıyor. Bu tür ifadeler genellikle pazarlama dili olarak algılansa da, bu projede gerçek bir kişiye adanan somut bir hediyeyi temsil ediyor.
Dış tasarımda Wildberry ve White Sands renklerinden oluşan çift tonlu bir bitiş sunulurken, iç mekandaki kakma işçiliğini yansıtan elle boyanmış bir sinek kuşu grafiği de dış gövdede kendine yer buluyor. Böylece dışarıdaki sanat eseri ile kabindeki zanaatkarlık birebir aynı hikayeyi anlatmış oluyor.
Lüks segmentteki üreticiler bu tarz tamamen kişiye özel ve tek seferlik projelerle sınırları zorlamaya devam ederken, Rolls-Royce süreci ham performans iddialarından ziyade doğal malzeme bilimi üzerine kuruyor. Markanın zanaatkarlarının sınırlarını zorlayan bu tür sıra dışı malzemelerin gelecekteki kişiye özel siparişlerde de karşımıza çıkması bekleniyor.