Nissan Juke modelinin ilk neslinin dış tasarımına imza atan Matthew Weaver, markanın küresel tasarım departmanının başına getiriliyor. Şehir içi hatchback modellerinden amiral gemisi SUV'lere kadar geniş bir yelpazeyi şekillendiren stüdyonun liderliğini üstlenecek olan Weaver, markanın gelecekteki tasarım diline yön verecek.
Bu bayrak değişimi, 2017'den bu yana tasarım liderliğini yürüten ve markada yaklaşık 40 yıllık bir geçmişe sahip olan Alfonso Albaisa'nın görev süresini tamamlamasıyla gerçekleşiyor. Albaisa, 1 Ekim 2026 itibarıyla görevinden ayrılacak ve geçiş sürecinin sorunsuz ilerlemesi amacıyla yıl sonuna kadar danışman olarak kalmaya devam edecek. Bu değişiklik, markanın önümüzdeki dönemde tanıtacağı yeni nesil elektrikli araçlar ile crossover modellerinde daha cesur çizgilerin öne çıkacağının sinyalini veriyor.
Şirket bünyesinde yirmi yılı aşkın süredir görev yapan Weaver, Ekim ayında yeni görevini devralacak. Weaver ve Albaisa geçmişte ilk Juke projesinde de birlikte çalışmıştı. 2001 yılında Nissan'a katılan Weaver, uzun yıllar Avrupa tasarım ekibine liderlik ettikten sonra Japonya'daki küresel merkeze geçiş yapmış ve Juke'un yanı sıra Qashqai gibi Avrupa pazarında öne çıkan modellerin geliştirilmesinde aktif rol oynamıştı.
Bu liderlik değişimi, markanın ürün geliştirme süreçlerini ve stratejilerini yeniden ele aldığı bir dönemde gerçekleşiyor. CEO Ivan Espinosa yönetimindeki marka, daha önce 55 ay süren araç geliştirme döngüsünü yarı yarıya kısaltmayı hedefliyor. Dijital araçların daha aktif kullanıldığı ve sıkı bir planlamanın uygulandığı bu yeni süreç sayesinde, gelecekteki modellerin onaylanıp üretime alınma sürelerinin hızlandırılması planlanıyor.
Nissan, Weaver'ın Albaisa döneminde belirlenen yönelimi sürdürürken, tasarım dilini daha hızlı ve elektrikli modellere odaklanan bir yapıyla uyumlu hale getireceğini belirtiyor. Yeni nesil Skyline, yeni Xterra arazi aracı ve e-Power hibrit teknolojisine sahip Rogue gibi önemli projelerin tasarım süreçleri halihazırda devam ediyor.
Weaver'ın tasarım anlayışı, geçmişte markanın özellikle Avrupa pazarındaki crossover modellerinde dikkat çeken detaylarla kendini göstermişti. Orijinal Juke modelinde kullanılan karakteristik hatlar ve yüksek konumlandırılmış farlar kompakt sınıfa farklı bir karakter kazandırırken, Qashqai modeli ise aile crossover segmentinin standartlarının belirlenmesinde önemli rol oynamıştı.
Tüm bu unsurlar, markanın kısaltılan geliştirme döngüleri ve daha erken onaylanan tasarım süreçleriyle birleştirilecek. Sürecin planlandığı gibi ilerlemesi durumunda, Juke, Qashqai ve Rogue boyutlarındaki yeni nesil modellerin önümüzdeki dönemde daha tutarlı bir tasarım çizgisine sahip olması bekleniyor.