Günümüzde otomobiller eskisinden çok daha akıllı hale gelse de, güvenlik uzmanları gelişmiş sürüş destek sistemlerinin (ADAS) doğruluk payının yeniden değerlendirilmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Yapılan son incelemeler, otomobillerin trafik levhalarını yanlış okuduğunu veya hız sınırlarını dörtte bir oranında hatalı gösterdiğini ortaya koyuyor.
Avrupa Birliği'nin GSR2 güvenlik düzenlemeleri kapsamında 2024 yılından itibaren kıta genelinde satılan tüm yeni araçlarda bulunması zorunlu tutulan Akıllı Hız Asistanı (ISA), temel olarak araç kameraları ve GPS verilerini kullanarak mevcut hız sınırını sürücüye bildirmeyi ve sınır aşıldığında uyarı vermeyi amaçlıyor. Bu sistemin nihai hedefi, sürücülerin yasal hız sınırları içinde kalmasını sağlayarak kaza ve yaralanma oranlarını düşürmek.
Mevcut AB standartlarına göre ISA sistemlerinin onay alabilmesi için 250 millik bir test parkurunda hız sınırlarını yüzde 90 oranında doğru tespit etmesi ve levhayı gördükten sonra en geç iki saniye içinde güncel veriyi sürücüye aktarması gerekiyor. Ancak Thatcham Research tarafından yapılan yeni bir çalışma, resmi onay süreçleri ile gerçek dünya performansı arasındaki farka dikkat çekiyor.
Yapılan araştırmada MG ZS, BMW i5 ve Tesla Model Y modelleriyle 4.500 milden fazla mesafe katedildi. Çalışma, mesafe bazlı resmi test yöntemlerinin, hız sınırlarının değiştiği kritik anlardaki performans düşüşlerini göz ardı edebildiğini gösterdi. Olay bazlı değerlendirme yönteminde MG ZS %74,3, Tesla Model Y %82,6 ve BMW i5 ise %90,3 başarı oranı gösterdi. Özellikle MG ZS modelinde, her dört sürüşten birinde hatalı bir hız sınırı verisiyle karşılaşıldığı tespit edildi.
Araştırmada ayrıca, sistemlerin yasal olmayan hız limitlerini (yolda bulunmayan 5, 10 veya 100 mph gibi değerler) ekrana yansıtabildiği gözlemlendi. Bu durum sadece sürücü güvenini sarsmakla kalmıyor, aynı zamanda sistemin adaptif hız sabitleyici ile bağlantılı olduğu araçlarda gereksiz frenleme veya ivmelenmeye yol açarak kaza riskini de artırabiliyor. Güven kaybı yaşayan sürücüler, genellikle bu sistemleri devre dışı bırakmayı tercih ediyor.
Güvenlik uzmanları, düzenleyici kurumların onay standartlarına "olay bazlı" değerlendirmeleri de dahil etmesi gerektiğini savunuyor. Kamera ve sensör kalibrasyonlarının yanı sıra güncel GPS verilerinin iyileştirilmesi, sistemin güvenilirliğini artırmak için kritik bir adım olarak görülüyor. Euro NCAP de bu kapsamda güncellediği test prosedürlerine, sürüş destek sistemlerinin gerçek dünya koşullarındaki performansını ve hız sınırı bilgisinin doğruluğunu ölçen kriterleri eklemiş durumda.
Uzmanlar, ADAS teknolojilerinin trafik güvenliğini artırmak için büyük bir potansiyel barındırdığını, ancak bu potansiyelin ancak sistemlerin doğru çalışması ve sürücülerin güvenini kazanmasıyla gerçeğe dönüşebileceğini vurguluyor.