Menü

Volkswagen, Dokunmatik Ekran Israrından Neden Vazgeçtiğini Açıkladı

Volkswagen, Dokunmatik Ekran Israrından Neden Vazgeçtiğini Açıkladı

Volkswagen, son yıllarda iç mekan tasarımında en çok eleştirilen kararlarından birinden geri adım atmaya devam ediyor. Geleneksel düğme ve anahtarların yerine dokunmatik tuşlar, kaydırıcılar ve kapasitif direksiyon kontrollerinin getirilmesi kullanıcılar tarafından pek olumlu karşılanmamıştı. Markanın bu konudaki ilk adımları, ID.3 Neo modelinde daha geleneksel düğmelere geri dönüş yapılmasıyla kendini gösterdi. İlk dönemlerde arka aydınlatması bile bulunmayan ve kullanıcıların büyük tepkisini çeken sıcaklık ve ses düzeyi kaydırıcıları bu süreçte ortadan kaldırıldı. Benzer şekilde ID. Polo ve ID. Cross modelleri de tüm camlar için ayrı anahtarlar sunarak doğru yönde atılan adımlar arasında yer alıyor.

Alman üretici, şimdi ise bu yola neden çıktığına dair oldukça açık açıklamalarda bulundu. Volkswagen'in diğer birçok otomobil üreticisi gibi elektrikli otomobillerin radikal olarak farklı kumandalara ihtiyaç duyduğuna neden inandığı sorulduğunda şirket, aslında alıcıların gerçekte ne istediğini gösteren yeterli müşteri verisi olmadan geleceği tahmin etmeye çalıştığını itiraf etti.

Şirketin Kalite Güvence Başkanına göre bu mantık o dönem için anlaşılabilirdi. Elektrikli araçların tahrik sistemlerinde köklü bir değişimi temsil etmesiyle birlikte, bu araçların etrafındaki her şeyin aynı derecede devrim niteliğinde hissettirmesi gerektiği inancı hakimdi. Yapılan açıklamalarda bu düşünce süreci şu şekilde özetlendi:

Dokunmatik Kontroller Gelecekti, Ta ki Vazgeçilene Kadar

Elektrikli Araç Alıcıları Hala Alışılagelmiş Kontrolleri İstiyor

Düşünce yapısı temel olarak şuydu: Fiziksel kontroller geçmişe aitken, dokunmatik arayüzler geleceği temsil ediyordu. Ancak bunun nasıl sonuçlandığı artık net bir şekilde görülüyor. Volkswagen, elektrikli otomobil satın alan kişilerin mutlaka geleceğe ait bir uzay gemisi aramadığını fark etti. Kullanıcılar elektrikli bir aktarma organı istiyordu ancak bu durum, iklim kontrolü veya ses sistemi gibi temel fonksiyonları çalıştırmayı yeniden öğrenmek istedikleri anlamına gelmiyordu.

Meseleyi basite indirgeyecek olursak, zeminin altında bir elektrik motoru bulunuyor diye ses düğmesi aniden işlevini yitirmiyor. Aynı kural, fiziksel iklimlendirme kontrolleri ve geleneksel direksiyon simidi düğmeleri için de geçerli. Dokunsal kontrollere sahip olmak, bu fonksiyonların yoldan gözü ayırmadan kullanılmasını daha kolay hale getirebiliyor.

Kusur Bizde

Volkswagen'in mevcut yönetimi, önceki yaklaşımının müşterileri hayal kırıklığına uğrattığını defalarca kabul etti. CEO Thomas Schäfer daha önce dokunmatik kontrollerin kesinlikle büyük zararlar verdiğini belirtirken, şirket müşteri geri bildirimlerinin ardından kademeli olarak dokunsal kontrollere geri dönüş yapmaya başladı.

Gelecek dönemde güncellenmesi beklenen ID.4 modelinde de daha geleneksel kumandalara yer verilmesi muhtemel görünüyor. Umarız bu yeni/eski yaklaşım içten yanmalı motorlu araçlara da yaygınlaştırılır. Golf ve Passat gibi ana modeller de fazlasıyla basitleştirilmiş iç mekanlardan muzdarip durumda ve birkaç analog kontrole ihtiyaç duyuyor. Bu durum yalnızca işlevsellik açısından değil, aynı zamanda ekran ağırlıklı tasarımların ucuz bir izlenim bırakmasının önüne geçmek adına da önem taşımaktadır.

Otomotiv dünyasındaki genel yaklaşım, geleceğin artık geldiğini ancak müşterilerin Alman üreticilerin düşündüğü kadar bir uzay gemisinde yaşamakla ilgilenmediğini gösteriyor. Diğer taraftan Wolfsburg merkezli dev üreticinin, dokunmatik kaydırıcı döneminin büyük bir ana planın parçası mı yoksa bir hata mı olduğunu tartışılarak bu yanlışı kabul etmesi sektör adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Buradan çıkarılacak en büyük ders, yeniliğin sırf yapılabildiği için bir şeyleri değiştirmek anlamına gelmemesi gerektiğidir. Elektrikli otomobiller zaten kaportanın altında radikal bir şekilde farklılık gösteriyor. Kabini sadece geleceğe dönük göstermek uğruna temel kontrolleri yabancılaştırmaya gerek bulunmuyor. Bozulmayan bir şeyi neden değiştirmek gerektiği sorusu, otomobil üreticilerinin üzerinde durması gereken temel konuların başında geliyor.