Menü

Suzuki’den Küresel Dönüşüm Hamlesi: Hibrit ve Modüler Elektrikli Altyapı

Suzuki’den Küresel Dönüşüm Hamlesi: Hibrit ve Modüler Elektrikli Altyapı

Suzuki, küresel pazardaki tüm gelecekteki modellerinin tasarım ve üretim süreçlerini kökten değiştirecek iddialı yeni bir strateji açıkladı. Bu program, markanın araçlarını daha maliyet etkin hale getirirken, Çinli rakipleriyle rekabet edebilmesi için daha çevik bir yapıya kavuşturmasını amaçlıyor.

Bu dönüşümün merkezinde elektrikli, hibrit ve menzil artırıcılı formları kapsayan yeni modüler güç ünitelerinin geliştirilmesi yer alıyor. Bu üniteler, farklı segment ve pazarlardaki yeni nesil modellerde kullanılacak ve Suzuki'nin mevcut teknolojisinde köklü bir değişim temsil edecek.

Yeni strateji; daha kısa geliştirme döngüleri, hafif yapıya yeniden odaklanma ve yazılım tanımlı dijital mimariye geçişle birleştirilecek. Birçok gelişmenin aynı anda yaşandığı bu hamle, Suzuki için sadece bir eylem planı değil, araç geliştirme ve üretme biçiminde bir devrim niteliği taşıyor.

Suzuki, Avrupa pazarında daha niş bir marka konumunda bulunurken, Hindistan ve Güney Amerika gibi gelişen pazarlar başta olmak üzere küresel ölçekte çok geniş bir etki alanına sahip. Bu bölgelerde Çinli üreticilerin rekabeti artırması, markanın bu adımı atmasında önemli rol oynuyor.

Elektrikli, hibrit ve benzinli motorlardan oluşan yeni seri, küresel modeller için Suzuki tarafından kurum içinde geliştirilecek ve farklı pazarlara yerel koşullara en uygun seçenekler sunulacak.

Ancak bu üniteler, bireysel motorlar yerine bir bileşen ailesi olarak yeniden tasarlandı. Bu sayede, kullanım senaryosuna göre bir araya getirilebilen modüler bir sistem oluşturuluyor. Sistemin temelini, önümüzdeki yıllarda yollara çıkacak olan eSky elektrikli şehir içi otomobilinde ilk kez kullanılacak elektrikli ön aks oluşturuyor.

Suzuki, biri A segmenti veya şehir otomobilleri için 94 beygir gücünde, diğeri ise B ve C segmenti modellerde kullanılacak daha güçlü 174 beygir gücünde olmak üzere iki tür elektrikli ön aks geliştirecek. Her iki versiyonda da elektrik motoru, invertör ve şanzıman dahil olmak üzere tam elektrikli bir aracın güç ünitesine ait ilgili tüm bileşenler bir arada paketlenecek.

Daha büyük B ve C segmenti modellerde, bu elektrikli akslar küçük bir benzinli motorla birleştirilerek hibrit bir seçenek elde edilebilecek. Gelecekteki sistem, mevcut hibrit motorlardan farklı olarak jeneratör odaklı bir düzene geçiş yapacak. Bu yapı, benzinli motorun tahrik sisteminden izole edilerek sadece küçük bir batarya paketine enerji sağlama görevi üstlenmesini sağlayacak.

Menzil artırıcı veya şarj edilebilir hibrit (PHEV) yapıyı tercih eden müşteriler için ise batarya paketi çok daha büyük bir üniteyle değiştirilerek tamamen elektrikli sürüş menzili artırılabilecek. Bu iki düzen, elektrikli aksın temel mühendisliğinde herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek kalmadan, yalnızca farklı batarya paketlerinden güç alacak şekilde uyarlanabilecek.

Suzuki ayrıca, modele bağlı olarak bu üç düzenin herhangi biriyle eşleştirilebilecek, dört tekerlekten çekiş kabiliyeti sunan 13 beygir veya 40 beygir gücünde küçük motorlara sahip elektrikli bir arka aks da geliştirecek.

Bu modüler güç ünitelerinin yanı sıra Suzuki, daha hafif ve daha akıllı tasarımlara sahip otomobiller üretmeye odaklanacak. Hafif yapısıyla bilinen Japon üretici, yeni ağırlık azaltma önlemleriyle bu tecrübesini daha ileri taşıyacak.

Suzuki, yeni güvenlik ekipmanlarının araçların ağırlığını artırmasına rağmen, yeni üretim teknikleri ve platform optimizasyonu sayesinde 100 kilogramdan fazla ağırlık tasarrufu sağlamayı hedefliyor. 'Doğru olan hafiftir' felsefesi, iç mekan malzemelerinden plastiklere kadar gelecekteki tüm bileşenlerde uygulanacak ve bu sayede parçaların üretimi ile geri dönüşümü de kolaylaşacak.

Bu süreç, Suzuki'nin daha hızlı geliştirme süreleri taahhüdüyle paralel olarak ilerleyecek. Çinli üreticilerden ilham alan şirket, gelecekteki modellerin geliştirme süresini mevcut beş ila altı yıllık periyotlardan 24 aya indirecek.

Modüler güç ünitesi sistemi ve küresel üretim ağı, varyantların hedef pazarlara en uygun şekilde tasarlanmasını sağlayarak bu geçişi kolaylaştıracak. Bu doğrultuda Suzuki, en büyük büyüme fırsatı olarak gördüğü Hindistan pazarına ekstra ağırlık verecek.

Mekanik ve donanımın modülerleştirilmesinin yanı sıra Suzuki, dijital sistemlerinin gelişimini hızlandırmak için kendi yazılım tanımlı araç mimarisini oluşturacak. Merkezi bir beyin yaratılarak yeni model geliştirmelerinin ve özelliklerin entegrasyonu daha kolay ve düşük maliyetli hale getirilecek.

Suzuki'nin bu strateji kapsamındaki ilk tamamen yeni modeli olan eSky, önümüzdeki dönemde satışa sunulacak. Markanın yenilenme sürecine giren ürün gamı ve devreye alınan 24 aylık geliştirme programı sayesinde, Vitara, Swift ve hatta elektrikli Jimny gibi modellerin yenilenmiş versiyonları önümüzdeki dönemde otomobilseverlerle buluşabilecek.