Volvo, müşterilerden ve medyadan gelen geri bildirimleri dikkate alarak fiziksel düğmeleri otomobillerine geri getirmeye hazırlanıyor. Dokunumsal kontrollerin yeniden hayata geçirilmesi, markanın önümüzdeki yılın başlarında tanıtacağı yeni konsept otomobille birlikte başlayacak olan en son tasarım yöneliminin kilit parçalarından biri olacak.
Yaklaşık on yıl önce gerçekleştirdiği büyük ürün yenilemesiyle İsveçli üreticinin premium segmentte iddialı bir konuma gelmesinde pay sahibi olan Thomas Ingenlath, kısa süre önce Volvo tasarım direktörlüğü görevine geri döndü ve vakit kaybetmeden çalışmalara başladı.
Tasarım lideri, markaya döndüğünde Volvo otomobillerinde iyileştirmek istediği üç temel unsur bulunduğunu ve son dönemdeki modellerin iç mekanlarında fiziksel düğmelere yer verilmemesinin bunların başında geldiğini belirtti. Ancak Ingenlath, eski otomobillerde olduğu gibi ön konsolu tamamen düğmelerle doldurma niyetinde değil.
Konuyla ilgili olarak Ingenlath şu değerlendirmeyi yaptı: "Müşterilerimizi dinlemek ve otomobillerdeki mevcut etkileşim biçiminin açıkçası pek beğenilmediğini kabul etmek zorundayız. Ekranlara yapılan aşırı vurgu ve ekranlarla kurulan etkileşim, hem müşteriler tarafından hem de otomotiv basını tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyor. Dijital cihazlarımızla kurduğumuz etkileşim ile fiziksel etkileşim arasında daha iyi bir uyum ve denge yakalamayı hedeflemeliyiz."
Düğme eksikliğinin sadece Volvo'ya özgü bir sorun olmadığını belirten Ingenlath, ancak markanın bu durumu kendisinin yarattığını düşünüyor. Diğer üreticilerin de aynı problemle karşı karşıya olduğunu ve farklı yaklaşımlar denediğini ifade eden tasarım yöneticisi, Volvo'nun gelecekteki modellerinin bu konuda çok iyi bir çözüme sahip olacağına inanıyor.
Bu çözümün detaylarına inmeyen Ingenlath, Volvo'nun dokunmatik ekranlardan vazgeçmeyeceğini, ekranları yalnızca en iyi oldukları alanlarda kullanmaya devam edeceğini vurguladı. Aynı zamanda marka, birbirinin aynısı sıralı düğmelere geri dönmeyecek; bunun yerine fiziksel etkileşimin bir müşteri olarak sağladığı olumlu yönler benimsenecek.
Ingenlath, Volvo'nun ulaşmak istediği noktayı örneklemek için klasik bir Leica kamerayı işaret etti: "Mesele sadece bir düğmeye basmak değil; bu tür bir etkileşimin premium his, deneyim, yüksek kaliteli malzemelerin lüksü ve o düğmenin çıkaracağı harika sesin lüksü açısından sunabileceği duyusal nitelikle ilgili."
İyileştirmek istediği bir diğer konu ise kullanıcıların Volvo otomobillerini nasıl tanıdığıyla ilgili. Markanın imza niteliğindeki demir sembolü ambleminin ve bunu çevreleyen ızgaranın yeni bir yorumunun görülebileceğinin sinyallerini veren tasarımcı, firmanın geçmişinden daha fazla faydalanmasını istiyor.
İlerleyen dönemde atılacak adımlardan biri de Volvo'nun benimsediği bölgeselleştirilmiş ürün stratejisi olacak. Çin pazarındaki lüks ve premium beklentileri ile Kuzey Amerika'daki büyük ebatlı araç tercihleri göz önünde bulundurulurken; Avrupa pazarında ise sedan ve station wagon gibi daha alçak gövdeli modellere odaklanılmaya devam ediliyor.
Volvo, yüksek yapılı SUV'lerden alçak tasarımlı araçlara kadar geniş bir yelpazede kullanılabilen yeni nesil SPA3 mimarisini temel alan bir sonraki elektrikli otomobilini 2027 yılında piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Önümüzdeki yıl 100. kuruluş yılını kutlamaya hazırlanan marka, köklü geçmişini gelecekteki modellerine yansıtmayı hedefliyor.