Mazda, yaklaşık bir yıl önce nesil değiştiren CX-5 modelinde bilgi-eğlence sistemini büyütme kararını savunmaya devam ediyor. Kullanıcılar, 15,6 inçlik geniş dokunmatik ekranın boyutundan ziyade, ön konsolda fiziksel düğmelere neredeyse hiç yer verilmemiş olmasını eleştiriyor. Birçok otomobil tutkunu bu durumu maliyet düşürme odaklı bir strateji olarak değerlendirse de, Mazda yetkilileri sürecin arkasında farklı güvenlik stratejilerinin yattığını belirtiyor.
Mazda'nın araç içi teknolojiler ve insan-makine arayüzleri proje müdürü Matthew Valbuena, daha önce yaptığı açıklamalarda markanın tamamen sürücü dikkatini en aza indirmeye odaklandığını ifade etmişti. Şirket yetkilileri, yeni kullanıcı arayüzünün doğrudan müşteri geri bildirimlerine dayandığını savunuyor.
Son olarak CX-5 program yöneticisi Koichiro Yamaguchi, büyük bir ekranın geleneksel düğmelerden neden daha güvenli olabileceğine dair bir açıklama yaptı. Birçok sürücü için geleneksel düğmelerin kas hafızası sayesinde yoldan gözü ayırmadan kullanılabildiği düşüncesi ağır bassa da, Mazda farklı bir perspektif sunuyor.
Mazda, eleştirilere yanıt olarak iklimlendirme ayarları gibi en sık kullanılan fonksiyonları ekranın alt kısmına sabitleyerek erişimi kolaylaştırdığını savunuyor. Yamaguchi, gelecekteki modellerde fiziksel düğmelere geri dönüşün tamamen müşteri taleplerine bağlı olacağını belirterek kapıyı açık bırakıyor.
CX-5, bu tasarım anlayışını benimseyen tek model değil; 6e ve CX-6e modelleri de devasa bilgi-eğlence ekranlarının domine ettiği minimalist konsol yapısıyla dikkat çekiyor. Özellikle Çin pazarındaki kullanıcı tercihleri doğrultusunda şekillenen bu tasarım dili, markanın global stratejisinde önemli bir yer tutuyor.
Otomotiv dünyasında ekran mı yoksa fiziksel tuş mu tartışması devam ederken, pek çok uzman iklimlendirme gibi temel kontrollerin dokunmatik ekran yerine bağımsız düğmelerle korunmasının her iki tarafı da mutlu edebileceği görüşünde birleşiyor. 2019 yılında Mazda3 modeliyle farklı bir kullanıcı deneyimi vizyonuna sahip olan Mazda'nın, yıllar içinde değişen bu tasarım yaklaşımı, markanın teknolojik dönüşüm sürecini gözler önüne seriyor.