
Eski Golf Kaza Testinde Yerle Bir Oldu: Güvenlik Teknolojisinde İnanılmaz Gelişim!
Otomobil tutkunları ve otomotiv dünyasındaki yorumcular arasında sıkça dile getirilen bir konu var: Günümüz otomobillerinin boyutlarının ve ağırlıklarının geçmişe oranla artması. Bu durumun büyük bir kısmı, gelişen güvenlik standartlarından kaynaklanıyor. Ancak bu artış, aynı zamanda olası bir kaza anında hayatta kalma şansını da önemli ölçüde yükseltiyor. Yakın zamanda yapılan bir çarpışma testi, eski bir Volkswagen Golf modelinin modern teknolojiyle donatılmış yeni nesil kardeşiyle olan farkını gözler önüne sererek otomobil güvenliğindeki muazzam ilerlemeyi çarpıcı bir şekilde ortaya koydu.
Otomobil güvenliği konusunda uzmanlaşmış ve bağımsız bir kuruluş olan Dekra, 1989 model ikinci nesil bir Volkswagen Golf'ü modern çarpışma testi prosedürlerine tabi tuttu. Bu özel testin amacı, yaklaşık 30-40 yıl öncesine ait bir otomobil ile günümüzdeki doğrudan karşılığı olan 2024 model sekizinci nesil Golf arasındaki güvenlik farkını net bir şekilde göstermekti. Bu sıra dışı test için ilgili kuruluş, teknik durumu mükemmel olan 36 yaşındaki klasik Golf'ü temin etmeyi başardı.
Almanya'daki çarpışma testi merkezinde gerçekleştirilen denemede, 1989 model Golf, saatte yaklaşık 60 km hızla bir bariyerin üzerine yönlendirildi. Bu hız ve çarpışma yöntemi, Euro NCAP'in 2020 yılına kadar uyguladığı önden çarpışma testi standartlarını simüle ediyordu. Bariyerin, karşı bir aracı temsil etmek üzere deforme olabilen bir yapıda olması, testin gerçekçiliğini artırdı. Bu koşullar altında yapılan test, saatte 50-55 km hızla birbirine doğru gelen iki aracın kafa kafaya çarpışmasını taklit etti.
Test sonuçlarının ardından ortaya çıkan görüntüler bile durumun vahametini sergiliyordu. Dekra uzmanlarının ifadesiyle, "Golf II modelinde, yolcu kabininin çökmesi, araç parçalarının kabin içine ciddi şekilde nüfuz etmesi, ani yavaşlama ve direksiyona alınan darbe nedeniyle sürücü ve yolcuların bu tür bir önden çarpışmadan sağ kurtulma şansının çok düşük olacağı” belirtildi.
Tamamen aynı koşullarda test edilen sekizinci nesil Golf'ün sonucu ise bambaşka oldu. Bu modern Golf'ü kullanan yolcuların, olası bir benzer kazada yalnızca hafif yaralanmalarla kurtulabileceği öngörüldü. Uzmanlar, "Yolcu kabininin tamamen sağlam kaldığı, ön ve yan hava yastıklarının emniyet kemerleri, kemer gerdiricileri ve kuvvet sınırlayıcıları ile birlikte yolcuları çok iyi koruduğu” değerlendirmesini yaptılar.
Dekra, güvenliği ön plana çıkarmak amacıyla sadece 1989 model Golf'ü parçalamakla yetinmedi. Frenleme testleri, sekizinci nesil Golf'ün tam duruş mesafesinin önceki nesle göre yaklaşık %30 daha kısa olduğunu ortaya koydu. Manevra testlerinde viraj alma dengesi de incelendi. Modern VW Golf, saatte 75 km hızla virajı güvenli bir şekilde tamamlarken, selefi aynı manevrayı yalnızca saatte 65 km hızla yapabildi.
Bu teknolojik farklar, görüş mesafesi konusunda da kendini gösterdi. Yeni Golf'te standart olarak sunulan LED farlar, atası modeldeki halojen ampullere kıyasla "tamamen farklı bir ligde" olarak nitelendirildi. Arkada yer alan LED stop lambaları, takip eden sürücülerin görüşünü iyileştirirken, 1989 modelde bulunmayan üçüncü fren lambası da bu görünürlüğü daha da artırdı. Öte yandan, bu ek fren lambasının Avrupa'da ancak 1990'ların sonlarına doğru zorunlu hale geldiğini ve bazı otomobillerin bu özelliği daha erken benimseyebildiğini belirtmekte fayda var.
Eski otomobillerin sunduğu basitlik ve nostaljik çekicilik tartışılmaz olsa da, günümüz teknolojisiyle donatılmış bir otomobilin yanında 1989 model bir Golf'ün adeta bir ölüm tuzağı gibi göründüğü gerçeğini göz ardı etmek mümkün değil.